Bugünkü yazımda sizlere, bizzat yaşadığım ve yakından tanıklık ettiğim tarihi bir siyasi süreci aktararak, günümüzde yaşanan gelişmeler üzerine bazı değerlendirmelerde bulunmak istiyorum. Çünkü siyaset sadece bugünü okuyarak değil, geçmişten ders çıkararak da analiz edilir. Bazen yıllar önce yaşanan olaylar, bugünün siyasi tartışmalarını anlamak için önemli ipuçları verir.
Kırıkkale’de bizi tanıyanlar aile olarak siyasi geçmişimizi iyi bilirler. 1991 seçimlerinde babam Eflatun Tosun DSP İl Başkanıydı. 1991 seçimlerinde DSP’nin ülke genelindeki oyu yüzde 10,75’ti ve sadece 7 milletvekili çıkarabilmişti.
Birçok kişi DSP’nin geleceği olmadığını söylüyordu. Kimi küçümsüyor, kimi geçici bir hareket olarak görüyordu. Ancak siyasetin matematiği kadar sosyolojisi de vardır. Millet bazen sessizce kararını verir ve zamanı geldiğinde bunu sandığa yansıtır.
Nitekim 1995 seçimlerinde CHP 49 milletvekili çıkarırken, DSP 76 milletvekili çıkararak Türk siyasetinin en önemli aktörlerinden biri haline geldi. O süreçte CHP’den DSP’ye çok sayıda siyasetçi ve partili geçti. Çünkü insanlar yükselen harekete yöneliyordu.
Bugün ise bazı çevreler yeni kurulacağı konuşulan partiler için benzer senaryolar yazıyor. CHP’den kopuşların yaşanacağını, yeni adreslerin siyasetin merkezine yerleşeceğini iddia ediyorlar.
Ancak gözden kaçırılan önemli bir gerçek var.
1990’lı yıllarda DSP’nin yükselişini sağlayan siyasi şartlarla bugünün Türkiye’si arasında çok önemli farklar bulunuyor. DSP, büyük ölçüde Bülent Ecevit’in liderliği etrafında şekillenen ve dönemin siyasi konjonktüründen güç alan bir partiydi. Ecevit’in toplumdaki karşılığı, siyasi karizması ve ilerleyen süreçte DSP’nin iktidar ortağı olması partinin büyümesinde önemli rol oynadı, rahmetli Ecevit’in genel başkanlığı bırakması ile de eski günlerine tekrar dönemedi.
Bugün ise şartlar tamamen farklıdır.
Her şeyden önce CHP ile DSP aynı ölçekte değerlendirilebilecek partiler değildir. DSP bir lider hareketi olarak ortaya çıkmışken, CHP Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisidir. Yüz yılı aşan siyasi geçmişi, köklü örgüt yapısı, yerel yönetimlerdeki gücü ve toplumsal hafızadaki yeriyle CHP, Türk siyasetinin temel taşlarından biridir.
Türk siyasi tarihinde birçok parti kurulmuş, büyümüş ve zamanla etkisini kaybetmiştir. Ancak CHP, çok partili hayata geçildiği günden bu yana her zaman siyasetin merkezindeki yerini korumuştur. Bu nedenle CHP’den ayrılarak kurulacak yeni bir partinin, geçmişte DSP’nin yakaladığı yükselişi tekrar etmesini beklemek gerçekçi görünmemektedir.
Ayrıca bugün Türkiye, 1990’ların parlamenter sistemiyle yönetilmiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin olduğu bir dönemde siyasetin temel belirleyicisi yüzde 50+1’dir. Bu şartlarda yeni kurulacak partilerin kısa sürede geniş kitlelere ulaşması ve iktidar alternatifi haline gelmesi son derece zordur.
Bu nedenle ben geçmişte CHP’den DSP’ye yaşanan yönelişlerin benzerinin bugün yaşanacağını düşünmüyorum. Tam tersine, yeni arayışlar içerisinde olan bazı siyasetçilerin ve partililerin zaman içerisinde yeniden CHP çatısı altında buluşmalarının daha güçlü bir ihtimal olduğuna inanıyorum.
Çünkü siyaset sadece ayrılanların hikâyesi değildir. Aynı zamanda geri dönenlerin de hikâyesidir.
Tarih birebir tekerrür etmez. Ancak geçmişten ders almayanlar, aynı hataları tekrar etmeye mahkûm olurlar. Bugün büyük umutlarla kurulacağı konuşulan bazı siyasi oluşumların, yarın Türk siyasetinin kısa ömürlü girişimleri arasında yer alması sürpriz olmayacaktır.
Son sözü ise her zaman olduğu gibi millet söyleyecektir.